Geçen akşam arkadaşım demişti ” Başlatan bitiriyor bunu Elif ” diye…
Başlatan ne komik değil mi?
Sanki bir oyundayız.İpin iki ucunu çeken ve acaba çamura hangimiz düşecek diye bekleyen iki küçük çocuk.Evet ben düştüm ve inanır mısınız üstüm başım çamur oldu.
İnanır mısınız çok yoruldum ipi ellerimden kaçırmamak için ellerim bile kan içinde kaldı ki bazen gözümün ucuyla ellerime baktım ellerimi yadırgadım.
İnanır mısınız ayaklarımdan dizime kadar yükseldikçe çamur,çamura bile aşık olacaktım ipin ucundaki adama giden yol diye.
Adamın sert duruşu,adamın ellerinin acımaması,adamın gözlerime bakmaması….ah işte bunları görünce bıraktım ipi..Yüzüm gözüm çamurdu.Durdum bir süre yardım bekledim gelsin kaldırsın kollarımdan sarılsın diye.Öylece bekledi sanki…Gün gibiyken aylar.Altı gün devirdim tekabülü altı ay olan.İmlası bozuk bir adamın sevmeye çalışma çabaları altında sikildi aşkım.
Ellerinden çıkan tek marifetli şey başkalarının dişlerini yapmakken ağzımı emanet edemediğim bir adamdan sevmesini bekledim ya beni ironinin dibine vurdum tenimi.
Bomontinin dibine vurduğum bu gece de özleme dair koku katalizörünü yok edersem hayatımdan bilinç sen güzel şeymişsin derim belki
benim ayrılıklarım biraz böyle sanırım.
Nereye doğru gidiyor bu yol.Ayak bileğimden bedenime hızla yayılan bir ağrıyken varlığı yokmuş gibi davranmak neyime ? Satış hileleri ile dolu bir sevda bakışları.Ahlakı bozuk sevmelerin adamı.Savrul,haykır,yutkun,isyan et ama ağlama ! Üç kere tut gözyaşlarını hani yok kere kan benliğime.Gün içinde on kere sor “benim burada ne işim var ? ” diye.Gitmek iste kalakal.Sövmek iste lal ol.Ben kaç sen olurum benin içinde.Yangına körükle gidercesine çapraz satış yapalım mı mahşere ?
Bazı insanlar hayatına öyle bir giriyor ki ayakların birbirine dolanıyor.Gidişiyle beraber merdivenlerden yuvarlandığını hissediyorsun.Basamaklar geçen zaman oluyor.Son basamağa vardığında ayağa kalkıp yürümeye başlıyorsun.Dün geceden beri eşik önündeyim.Hiç beklemediğim anda gelen bir yüzleşmeydi yaşadığım.Öylece geldi eşiğe…Dikildi.Hiçbir şey yokmuş gibi çapkınca güldü.Saatlerce gözlemledim onu.Ayaklarıma baktım.Neden dolanmıyorlar birbirine diye.Adama baktım neden heyecanlanmıyorum diye.Bazı insanlar hayatından giderken afrodizyak etkisini de alıp gidiyor.Bazı insanlar iyi ki gidiyor,iyi ki !
Az önce “anti-sevgililer günü” diye bir partiye davet edildim.İşin en ironik yanı facebooktan nedir bu olay diye bakıp bir yandan da “abi sevgililer gününden daha gereksiz olan sevgilisi olmayan insanların ego sorunu yaşayıp ‘hehe madem sevgilimiz yok hayat boş,vur mala çoş’ kafasıyla böyle olaylara girmesi” diye kendi kendime söylenirken eski sevgilim partiye katılacağını belirtti.
Ulan göt sanki sevgilin varken kutladın da şimdi anti partiye gidiyorsun.3 sene boyunca bir kere bir şey yapmadın..Hayır yanlış anlaşılmasın bir şey yapmadığımıza hep sevindim adam en azından bir gün değil her günün önemli olduğunu biliyor diye zaten ben sevinmesem bile kendisi sürekli derdi ’ aman bunlar boktan falan ’ diye.Şimdi beyimiz kalkıp anti-sevgililer günü partisine gidecek orada aşık olamadığından falan yakınacak ha bir de kesin beni falan kötüleyecek ( Eski sevgiliyi kötüle ki teselli kucakları açılsın sana ).Ve bunları sadece sevişmek için yapacak.
İşte böyle sahtekarlıklara gelemiyorum.
Çükün kopsun eski sevgili !
Should have known you was trouble from the first kiss,
Beni hep o beklerdi Kuğulu’da çünkü ne zaman buluşacak olsak ben geç kalırdım.Sanırım birbirimizin hayatında olduğumuz sürede onu yanıltmadığım tek konu buydu.Kuğulu’da yağmurun altında onu beklerken aslında beklemenin ne kadar sıkıntılı bir süreç olduğuna tanık oluyordum.İlk 5 dakika ses etmeden bekliyorsun.10.dakika huysuzlaşıp sinirli sinirli dolanıyorsun.15. dakika telefona sarılıyorsun.Bende aynısını yaptım.”İyi de ben geldim zaten büfelerin orada bekliyorum.” demesiyle gülerek yanıma gelmesiyle üstümden akan suları takmadım.
Sarıldım uzun uzun sarıldım Hani 2 sene geçtiğini bilmesem daha dün yanından ayrıldığıma inanırdım.Yürüdük.Şaşkınlık,kırgın olamamak,yaşattığım onca şeye rağmen bana gülümseyen yüzü…
Oturduk.Yine menüden daha önce hiç yemediğimiz yemekleri söyledik.Yeni tatlar keşfederken geçmiş daha kolay konuşuluyordu.Uzun uzun anlattırdı bana neler yaptığımı beni görmediği yıllardı.Güldü,sürekli güldü.” sen akıllanmazsın,evlenemeyeceksin biliyorsun değil mi ? ” dedi.Bu sefer karşı çıkmadım.
Sonra dedi ki “Sevgilin ne yapıyor ? ”
dedim “yok böyle bir şey..”
”neden yok ?”
“İstemiyorum olmuyor “
“Neden evlenemeyeceksin dedim biliyor musun çünkü sana sabırlı bir adam lazım.Sabredecek senin deliliklerine ama bunun için seni çok sevmesi lazım.Bende senin gibiydim.Ama seni hep sabırla bekledim yine de gelmedin.Gerçi evlenmiş olsak sanırım kavgalarımız epey şiddetli geçerdi.Her neyse sabır dışında sana senin kafanda biri lazım.Aynı şeyleri okumanız lazım yoksa evinde ki o kitapların altında her gün ezilir adam.Filmler izlemeli senle.Kalk gidelim dediğin de gitmeli,senle sürekli ilgilenmemeli ki sen ondan sıkılma,tutkulu olmalı çünkü sen aşkın bittiğini tutkunun hep kalacağına inanıyorsun.Yakışıklı olmalı ama öyle kitapsal güzellikte değil.İlla bir çirkinliği olmalı bir yara izi mesela sen ona anlam yüklersin ya da biraz sivri bir yüz.Derinleştirmeyi seviyorsun insanları.Kendine anlam yüklenmesini hiç sevmeyen sen bayılıyorsun insanlarda ki anlamı aramaya.Ama sıkı dur sana bir sır verecem böyle bir adam yok.O yüzden evlenemeyeceksin”
“İyi de sen bana kafamdaki adamı anlatıyorsun ben onu zaten bulamam hep zaten gayem o olsa hep aşık olmamam gereken adamlara aşık olur muyum?Bak yıllarca beni deli gibi severken sen ben sana onu anlattım.Seviyorum dedim ağladım.Sen yaralarımı sarmaya çalıştın.Bense bırak kendi yaralarımı kapatmayı bir de seni kanattım.”
“Sahi o ne yapıyor,evlendi mi ?”
“Komik olan da biraz bu aslında o evlenmedi.Aylar sonra aradı.Oturduk çay içtik.O çayı içene kadar onu hala sevdiğime inanıyordum.O anlattı ben dinledim.Ama hiç konuşmadım.Bir peder sessizliğinde dinledim akıttığı günahları.Vicdanını temizlemeye çalışmasını.Sonra bir çay daha söyledik.Baktım çaya şeker attı.Hırsla karıştırdı.Dedim bu kadarmış.Çaya bile şeker katıp tatlandırıyor.Hayatının güzel olması için hep birileri bir şeyler dahil etmesi gerekiyor.Gerçek lezzete hiç varamıyor.Ve biliyor musun orada her şey bitti o çayını karıştırdıkça çayda eriyen şeker değil ona olan aşkım,uykusuz gecelerim ve harap ettiğim adamlar oldu.Mesela sen oldun…”
“Bitmiş evet ondan bahsederken ilk defa gözlerinde ki o garip ışığı görmedim.Beni en çok o ışık korkuturdu.Gözünü karartırdı.Yaşattığı acılardan bahsederken bile dönse köşeden koşarak sarılacağını görürdüm gözlerinde.Ama bunları yaşamamız gerekiyordu.Sen ona,ben sana…bir şekilde “
“Mutlusun ama ben de ilk defa bana bakarken bunu görüyorum sende.Eskiden sadece aşkı görürdüm.Şimdi garip bir şeyler var gözbebeklerinde,halinde…”
“Kızım oluyor.Bugün kalp atışlarını duydum.Kalbim ilk defa böyle çarptı.Kızım oluyor.Haziranda doğacak yani senin gibi ikizler olacak.Çok çekecem sanırım ondan.Hem belki adını Elif koyarım.”
Bugün yanından ayrıldığımda yağmur delice yağarken eve kadar yürüdüm.Ki sevmem ben yağmurda yürümeyi falan.Ve tek bir şey için mutlu oldum benim kaybettiğim sevgiyi yaşayacak ve bunun değerini bilecek bir Elif doğacaktı.

